"Futbolun 22 adamın topun peşinden koşması olduğunu düşünmenin, kemanın telden ve yaydan, Hamlet'in kağıt ve mürekkepten ibaret olduğunu söylemekten bir farkı yoktur." J. B. Priestley, The Good Companions, 1928

9 Ocak 2011 Pazar

Futbol Tribünü - Basketbol Tribünü



GSCC - Olin Edirne maçının son çeyreğine yetişebildim. Maç hakkında hiç bir şey yazamayacağım o yüzden. Aslında televizyonu ilk açtığımda beklediğimden çok daha fazla bir seyirci desteği vardı Galatasaray lehine. Giden, bağıran herkesin eline, ağzına sağlık. Zaten takımın ligde bu durumda olmasında da en büyük pay yine taraftarın.

Ancak bir şey var ki, şaşırmamak, kızmamak elde değil. Bu futbol takımı maçlarında da çok oldu. Taraftar çok iyi geitirdiği maçın sonunda öyle ahmakça hareket ediyor ki, bazı maçların gitmesine, bazı maçların da gelebilecekken gelmemesine sebep oluyor, işte Olin Edirne maçı gibi.

Ya tamam, çok desteklediniz, çok iyisiniz, eyvallah fedakarlık yaptınız, ama son 2 dakika, takım 10 sayı geride. Maç döner mi? Dönme ihtimali var. Sahadaki oyuncular halen savaşırken, maçı çevirme inancına sahipken, "başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter." nedir abi? Basketboldan anlamayan adamlar niye basketbol tribünü yönetiyor? Kendi emeklerine de yazık. Eminim maç boyu çok iyi destek olmuşlardır, ama en çok ihtiyaç olduğu son dakikalarda susunca, "yenildik ama olsun" havasına girince her şey boşa gidiyor işte.

Futbol takımı bu yüzden özellikle geçen sene çok maç verdi elinden, çok maç kaçırdı. Hatırlayın son 10 dakikaya 1 farkla önde girip kaç maçı berabere bitirdik. "nevizade geceleri" bence tribün tarihimizin en güzel bestelerinden biridir. Canım sıkılınca bile halen söylerim kendi kendime. Ama takımı ateşleyici, direnç arttırıcı bir beste mi, son kritik dakikalarda söylenir mi? Hayır işte. Hayır.

Lütfen birisi uyansın ve şu konuda bir şeyler yapılsın.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Cevher


Pilsen ekinin aslında ne kadar önemli olduğu ve çorbadaki sinekten daha fazla mide bulandırdığı gerçeği Efesli oyuncuların da maça çok iyi konsantre olamamalarına sebep oldu. Korkum Özilhan'ın kulubü kapatması ya da Rusya'ya taşıması. Neyse ki Yazımın konusu bu değil. Ağır konuşucam yoksa. Bahsedeceğim Cevher Özer.

2000-2002 yıllarında çok da fazla süre alamadığı Telekom yıllarından tanırım kendisini. Hedo ve Mehmet Okur sonrası aslında Nba draftlarında seçilmesine kesin gözüyle bakılan oyuncumuzdu. Hatta turneye çıkmış Dream Team ile oynayan Türkiye'nin ilk 5'in de de sahaya çıkmıştı. Gereken patlamayı yapamadı ya da yaptırılmadı neyse ama hala belli bi çıtanın üstünde yeteneklerini sergiliyor. 19 ekim 2010 da 250.lig maçında 2000. sayısına ulaştı. 2005 de smaç şampiyonu oldu.

4 gerekirse 5 numarada rahat oynayabiliyor, hele bugunkü Efes maçında yapmış olduğu bloklar ne kadar atletik olduğunun göstergesi. Burak Bıyıktay lı BJK CT'ın önemli bir yapıtaşı idi ama Ergin Ataman ona çok daha fazlasını verecek gibi.

Uzatmalarda kaç sayı yapar bilemem ama normal sürede 24 sayı attı. İyi savunma yaptı, içerden dışarda sayı bulmakta zorlanmadı. Bugün neden Efes ya da FB Ülker'de değil sorusunun cevabı ise sanırım istikrar sorunu. Iverson ve Ataman ile gelecek sezon şampiyonluk potasına gireceğini düşündüğüm BJK CT'da Cevher de sanırım bu tecrübelilerin yanında istikrar sorununu çözüp yerini alacak.

Bana göre 12 Dev Adam'dan biri olabilmesi için hala bir umut var.

Lafla Peynir Gemisi Yürümez


Futbol takımının ikinci yarı performansı konusunda ise Aziz Yıldırım, ''Şu an Türkiye liginin en kaliteli futbolcuları bizde. Puan cetveli arzu etmediğimiz bir noktada. Ama ikinci devre iyi çalışarak, bu açığı kapatabiliriz. Bunun için ilk maçlarda göstereceğimiz performans çok önemli. Ben takımıma güveniyorum. Lig sonunda hakem hataları sonucu etkilemezse şampiyon olmamamız için hiçbir neden yok'' yorumunu yaptı.

Lig tarihi sanırım böyle antipatik bir adama daha rastlamayacak. Trabzonspor ve Bursaspor'u tebrik edebiliyor olmak sanırım bu adam için gereğinden fazla erdemli bir davranış. Yobo'nun Emenike karşısındaki çaresizliği, Stoch ve Dia'nın küçük takımın hızlı kontraatak oyuncuları olduğu, Niang'ın aslında Semih'ten çok da fazlası olmadı gerçeği Büyük? Başkanı çok fazla geriyor olsa gerek. Sol bekte Caner ise ligin o bölgede en iyisi :). Santos ve Christian neydiler ne oldular. Trabzon'da kalede Onur'un milli eldivenleri Volkan'dan alması an meselesi. Hadi Emre ve Alex bi kenera eyvallah. Fnerbahçe mi en iyi kadroya sahip. Hadi be sen de?

Şimdiden şampiyon olamamanın bedelini hakemlere yüklemiş bile.

Allah aşkına siz takdir edin ben mi abartıyorum St.Yıldırım mı??

7 Ocak 2011 Cuma

Aşağılanan Dream Team

Eylül ayındaki Dünya Basketbol Şampiyonası'na katılan Dream Team'in tarihin en kötü kadrosu olduğu, Yunanistan, Sırbıstan veya İspanya tarafından madara edileceği gibi birçok spekülasyon konuşuldu. Haklılardı belki Kobe, Lebron ve Wade gibi adamlar gelmemişti Türkiye'ye ama bu takım keinlikle Yavru Dream Team den daha fazlasını hakediyor. Bu oyuncularla ABD'nin şopar olduğu günler de çok geride değil. Olimpiyat anılarımız hala taze. Şu anda bu oyuncuların ortalama 35 dakika sahada kaldığını ve bütün istatistiklerde zirvede olduklarını birazdan belirticem

Kadrodaki oyuncular bunlar idi.

Derrick Rose
Russell Westbrook
Chauncey Billups
Eric Gordon
Stephen Curry
Danny Granger
Rudy Gay
Lamar Odom
Kevin Durant
Tyson Chandler
Andre Igoudala
Kevin Love

Belki de çoğumuzun ilk defa duyduğu bu isimlerin istatistiklerini vericem aşağıda. Çoğunun 2-3 senelik Nba geçmişleri vardı.

Geçen senenin en genç sayı kralı Kevin Durant bu sene de 28 sayı ortalaması ile zirvede. 3.senesi.
Kevin Love 15.6 ortalama ile Ribaunt krallığında zirvede. 3.senesi.
Derrick Rose. Ligin en hızlı guardı. 23.8 sayı 8.3 asist ortalaması ile Chicago'un bek kemiği.
Lamar Odom, Billups ile beraber kadronun abileri konumunda idi. 15 sayı 10 ribaunt ortalamaları il oynuyor. Billups u burada anlatmam yersiz olur herhalde. Nba de şampiyonluk yaşamış, Kidd, Nash ile beraber bir daha gelmeyecek olanlardan.
Russell Westbrook Oklahama da Durant'ın asistörü. 22 sayı 8 asist ortalamaları ile oynuyor.
Granger 21 sayı, Iguodala 15 sayı 6 ribaunt 6 asist , Rudy Gay 21 sayı 6 ribaunt, Curry 19 sayı 6 ribaunt, Eric Gordon 23 sayı. Bir tek Tyson Chandler iki haneli otlamaların altında kalmış ama zaten turnuvada çok süre alamadı. Ama yine de bizim ilk 5 başlayan Ömer Aşık'ımızı 5 katlamış istatistikleri mevcut. Semih ise yerlerde sürünüyor, biliyoruz.

Bu arada Nba yazılarımız özellikle Play-Off döneimnde ivme kazanacak, şimdiden belirtelim.

Zihniyet


Milletimizin en büyük probemlerinden biridir abartmak, kendini herşeyin üstünde görmek. Mesela geçenlerde "Muhteşem Yüzyıl" adında bir dizi başladı. Kanuni dönemini anlatıyor, özellikle Hürrem Sultan ile olan aşkına değinilecek sanırım. Neymiş efendim padişahları şehvet düşkünü gösteriyormuş, harem genelev gibiymiş falan da filan. Harem dediğiniz şeyin sultana tahsil edilmiş, neyse bu cümlenin gerisini getirmeyeceğim. Hemen kendini üstün ırk zanneden zavalllılar, wikipedia da bile Kanuni'nin eşleri ve çocuklarının yazılı olduğu kısmı silmişler. Oktay Tiryakioğlu'ndan Yavuz'u okudum. tarihin en kanlı tahta çıkışıdır bana göre. Hasta olan kardeşi dışında 2 abisini öldürmüştür tahta çıkabilmek için. Abdülmecit'i okudum Hıfzı Topuz'dan. 36 yaşında ölmüştür Sultan. Geride onlarca çocuk ve eş bırakmıştır. Herşey toz pembe değil ne yazık ki. Bütün Kutsal Kitaplar ne der "Öldürmeyeceksin". Cihat uğruna bi derece katlanılacak bu durum, taht uğruna kardeş katliyle büyük bir soru doğurur belleklerde. Mesela ben de. Özellikle İslam Halifesi ünvanı taşıyorsanız. Kanuni'nin Hürrem Sultan'ın gazıyla oğlu Mustafa öldürteceğini de ekleyeyim. Mesela tarih derlerinde düşman olarak belletilen Sırpların Ankara Savaşı'nda, bütün şehzedeler er meydanından kaçmışken kanının son damlasına kadar savaşıp şehit olmalrından hiç bahsedilmez bilmem anlatabiliyor muyum??

Uğur'un bahsettiği Efes PİLSEN olayı da başka bir bakış açısının sonucu değil. Sadece görmek istediğinizi görürsünüz, gerçeği değil. Bugün hastanede birçok kişiye sordum "Efes Pilsen denince aklınıza ilk ne geliyor" diye, büyük bir çoğunluk Basketbol dedi. İçki içenlerin, aykırıların yakın zamanda fişleneceği bir geleceğe doğru adım adım değil, dört nala gidiyoruz. Yabancıların fink attığı, azınlık kaldığımız Marmaris gibi döviz bırakacağı yerlerde modern bi profil çizmekten kalmayan güzel ülkem, Bizlerin çoğunluk olduğu yerlerde Türk spor tarihinin en başarılı klubünün sonundaki Pilsen'i silmeye çalışıyor. Hayatında ağzına bir damla alkol koymamış ben, bu yasaktan sonra birakolik olucam vurucam dibine. Yasaklar çiğnenmek içindir değil mi?

Amacınız nedir?



35 yıldır basketbolda Türkiye'nin lokomotifi olan bir kulübü kapatmak için 8 aydır hummalı bir çalışma içinde olan insanların tek amacı alkol reklamı yapan kötü örnekleri ortadan kaldırmak ve gençlerin geleceğini düşünmek olabilir mi? Evet, olabilir tabi.

Peki ülkenin dört bir yanında açtığı spor okullarıyla gençleri spora teşvik eden, çocukların sporla sağlıklı gelişmesini sağlayan, binlerce genci Türk basketboluna kazandıran ve onlara "gelecek" kazandıran bir kuruluş ne olacak? Kapatın gitsin. Yobazız, yola devam.

Peki çocukluğundan beri Efes Pilsen denilince aklına sadece basketbol, Hidayet Türkoğlu, Peter Naumovski vs. gelen, alkolle bu çağrışımlarının hiç ilgisi olmadığı gençler, ülkedeki hemen tüm tekel bayilerinde kocaman tabelası bulunan alkol markalarından da etkilenmez mi? Etkilenir. Çok iyi bir hareket olmaz mı hepsini kapatmak? Zaten ramazanda tekel bayilerini yağmalayan vandalların al(ma)dıkları cezalara bakarak, bunun çok da ihtimal dışı olduğunu söyleyemeyiz. İyi niyet akıyor her yerlerinden. Tıpkı Atatürk'ün dürbünle Rumeli Hisarı'ndan İstanbul'a baktığı resminde Atatürk'ün parmakları arasındaki sigarayı silen ve birbirine bitişik iki parmağın anlamsız duruşuna anlam verebilen Turizm ve Kültür Bakanlığı'nın gençlerin sigaraya özeneceğini düşünmesi gibi. Rtük'ün artık televizyonda insanların elindeki kadehleri mozaiklemesi de öyle.

Takımın ismi olarak Efes'in arkasından başka bir kelime gelirse yasa izin verirmiş galiba. Efes Bilsen adıyla devam edebilir aynı takım. Ya da Efes Pissen. Yok yok, Efes Girsen olsun bence...

6 Ocak 2011 Perşembe

Yıllar



Lise yıllarında filmini izleyip de saf duygular beslediğimiz aktrisler vardır ya. Benimkisi de Wİnona Ryder'dı. Bu filmi 2-3 kez izledim. Hepsinde de hoşlandım açıkçası.

Ne alaka şimdi Kazım, Kaka, Adnan vs. derken?
Blogu kalplerle süsleyen seko kaptana selam olsun...

Biri Gider Biri Gelir



Uzun süre uzak kaldığı sahalara Getafe maçıyla dönüş yapan Kaka, bir daha futbol oynayamama korkusunu hep yaşadığını, bunun da kendisini çok etkilediğini söylemiş. Zaten oyundaki korkusuyla belli etti kendisi bunu. Çok zor bir durum. Benzer hisleri Bucaspor maçında Uğur Boral'da da gördüm. Gerçi Uğur'un olayı sakatken şarteli kapatmasına bağlı olarak zihinsel dibe vuruş yaşamasıydı.. Neyse.

Bu sırada da Higauin'den haber gelmiş. Belinde disk kayması olduğu için ameliyat olacakmış. En az 4 ay daha oynayamaması demekmiş bu. Açıkça benim fikrim, Villa'dan sonra La liga'da oynayan en iyi santrafor Higuain (isminin okunuşu da benim için problem bu arada. Konsensus yok halen.). Hatta çektiği şut başına düşen gol ortalaması en yüksek oyuncuydu zannedersem geçen yıl.

Mourinho'nun Mesut'u Kaka'nın yerine düşünmüş olduğunu varsayarak ve bir de santrafor eksikliğini düşünürsek, Kaka'nın geri dönüşüyle ilginç forma muhabbetleri döner başkentte. Di Maria, Mesut, Kaka, Ronaldo?

5 Ocak 2011 Çarşamba

Haldun Üsütnel Transferleri


Sadece isimlerini yazıcam, yorum bile yapmaya gerek yok herhalde.

Tobias Linderoth
Lincoln
Nonda
Fernando Meira
Milan Baros
Kewell
De Santchis
Frank Rijkaard
Elano
Abdul kader Keita
Leo Franco
Lucas Neill
Jo
Gioavanni Dos Santos
Gökhan Zan

Adnan Sezgin Transferleri


1...Arjantin kulübünün Başkanı Guillermo Lorente ve Mali İşler Sorumlusu Jorge Ricobelli, sarı-kırmızılıların Sportif Direktörü Adnan Sezgin’e şapka çıkardı. Arjantin’in Buenos Aires kentinde sert pazarlıklara sahne olan Formica transferinde, Newell’s yöneticileri Sezgin için, “Hayatımızda gördüğümüz en cimri insan. Bir dolar bile artış sağlayamadık” dediler.

Gerçi daha bu haberin asparagas olup olmaığını bilmiyoruz ama araştırdım takımın gerçekten başkanının ve mali sorumlusunun isimleri bu. Bu kadar da habere ayar verilemez herhalde.

2... Colin Kazım der ki "Galatasaray gibi büyük bir camiadan teklif gelmesi, Galatasaray gibi büyük bir camianın benimle ilgilenmesi tabii ki benim için çok pozitif oldu. Ben de hiç düşünmeden buna karar verdim. Burada özellikle Adnan Sezgin'in payını unutmamak lazım."

Adnan Sezgin'in icraatları.

Ali Turan .. Galatasaray tarihinin bana kalırsa en kötü yerli transferi. Hiç bir özelliği olmayan, sağ bek için yavaş ve balta, stoper için kısa ve cılız. Antalyaspor'u bile haketmediğini düşünüyorum. Sabri yanında Dani Alves gibi kalıyordu. Bu adamı alacağınıza Uğur Uçar'ı neden yolladınız be mübarekler.

Musa Çağıran.. Oynamadan Konyaspor'a gitti

Serdar Özkan.. Yorum bile yapmayacağım.

Mehmet Batdal.. Bu blogda çok övgüler aldı benden ama şu anda sokakta görsem dalıcam kendisine. İnsan da biraz hhırs olur. Ne pres yapıyor,adam kovalıyor ne gol yollarına giriyor. Gitmeli.

Çağlar Birinci.. Yarar sağlamış tek oyuncu.

Misimovic.. Aldığımıza sevindik ama sevincimiz kursağımızda kaldı.

İnsua.. Rookie

4 Ocak 2011 Salı

Miller Kavşağı ve Adnan Sezgin Reagan

Bugün Coen kardeşlerden tekrar "Miller's Crossing" i izledim. Bir de Taç Çizgisi blogu da Fenerbahçeli olmasına rağmen renk vermeyen Necati Ateş (ki gerçekten lise yıllarında sağlam Fenerbahçeliliği ile bilinirdi) ten bahsedince ben de bir kaç ampul yandı. Acaba renk vermeyen kişilerden biri de Adnan Sezgin mi??

Filmin hikayesi şöyle : Şehrin kontrolünü elinde bulunduran Leo'nun sağ kolu Tom Reagan Leo'yu bile yaptığına inandırarak en büyük tehdit İtalyan mafyasına yanaşır onlardan biri olur, onları birbirine düşürür, birbirine öldürtür ve daha sonra Leo'nun yanına geri döner.

Şimdi Adnan Sezgin denen adam tamam zamanında Galatasaray'da görev almışlığı vardır ama İstanbulspor Başkanlığı da yapmıştır. Profesyonelliği ile de övünür. Gençlik yıllarında napardı çok bilmiyorum ama Galatasaray'ı birbirine düşürmeye çalışan, takımı birbirine kırdıran Aziz'in Tom Reagan'ı olmasın. Yoksa bu saçmalıkları daha ne açıklayabilir??

Goal.com PAZAR LİGİ

Geçtiğimiz günlerde Goal.com'un iletişim sponsorluğunu üstlendiği PAZAR LİGİ (www.pazarligi.com)' nde 1. ve 2. liglerde yarı final heyecanı yaşanıyor. 50 takım ve 500'ün üzerinde sporcunun futbol aşkıyla centilmence mücadele ettiği turnuva Göztepe Hilal Tesisleri'nde oynanıyor, tesis her hafta sonu birbirinden renkli maçlara sahiplik ediyor.

Bizim takım Papazlar FC ligde son dakika golü ile yenildiği, ligi lider bitiren Bahadır FC ile yarı final mücadelesine çıkacak. Galip gelenin 1.lige çıkmayı garantileyeceği maç sanırım tahmin edilenden daha büyük bir çekişmeye sahne olacak. Oynanan oyundan ziyade alınacak galibiyetin, golün daha anlam kazandığı bir maçtan bahsediyoruz. Çünkü oynadığımız oyun, son 10 haftada 9 galibiyet almamıza rağmen ne yazık ki bizi mutlu etmiyor. Çünkü kişisel anlamda ele aldığımızda 1.ligin üst sıralarını zorlayabilecek bir takıma sahibiz. Potansiyelimizin farkındayız. Her toplama takım gibi biraz daha zamana ihtiyacımız var sanırım.

Pazarligi VII.Sezon 1.Lig Yarı Final eşleşmeleri

White Devils - Yedidoğan
Takım Taklavat - Voltron

Pazarligi VII.Sezon 2.Lig Yarı-Final eşleşmeleriyse şöyle şekillendi:

Atletico Cemalbey - Atletico Fanilo
Papazlar - FC Bahadır


Bu arada ilgilenenlere duyurulur 8.Sezon kayıtlaı başladı.

Colin Kazım, Pino, Serdar Özkan

Üçünü toplasanız bir Keita eder mi?
Emana, Formica, Biglia beklerken
Bunları bile beklemek istemezken,
Göz göre Galatasaray alsın da kıçında patlasın diye sözleşmesi feshedilmiş bir şizofrenin,
Ne işi var Galatasaray'da..
Bir zamanın Beşiktaş'ı gibi,
Topladık günümüzün Mustafa Doğan, Nobre, Berkant, Rüştü, Ali Güneş'ini
Türk Telekom Arenayı boşverdim
Sızlattınız Ali Sami Yen'in bugüne kadar yokedilememiş yüreğini.
Size buradan koca bir yuhhhh

B Numunesi sonrası Sessizlik

Taurasi'nin kullandığı madde Modafinil. Türkiye'deki ticari simiyle Modiodal. Yani hipersomia dediğimiz çok uyuma veya gündüz uyuklamalarında kullanılan , uyanıklığın arttırılması konusunda çok ama çok etkili ilaç. TUS a çalışırken almışlığım vardır cin gibi yapar insanı. Yerinizde duramazsınız. Bu arada rastlantı eseri alınamaz yani Hasan ŞAŞ 'ın aldığı A-ferin ilacı gibi kombine bi ilaç değildir. A-ferindeki yasaklı madde ise Psödeefedrin. Bronkodilatotör yani akciğer bronş genişletici. Soğuk algınlığı sebebi ile alınmış olabilr ve herkesin evinde de bulunabilir. Modiodal kesinlikle bilinçli alınmıştır. Sadece kafamdaki soru işareti şu. Maçtan önce bir ABD yada bir Avrupa deplasman maçı dönüşü söz konusu ise oyuncu dinç kalabilme adına almış olabilr ve kullandığı maddedin doping içeriğinden habersizdir. Sadece nöroloji uzmanlarının yazabildiği bir ilaçtır aynı zamanda. Yine bu seviyede bi oyuncunun danışmadan aspirin bile almaması gerekir.

Geçen sene Kerem Gönlüm olayından sonra ortalığı birbirine katan Fenerbahçe Yönetimi Taurasi'nin açılan ve (+) çıkan B nıumunesinden sonra nedense derin bir sessizliğe büründü. Yüzde yüz Futbol' da doping le sonuna kadar savaşırız derken Taurasi'yi savunmaktan da geri kalmamıştı. Şu an hala resmi siteden Taurasi'nin sözleşmesinin feshedildiğine dair bi haber göremedim. Bu arada WNBA de sayı kralı olmuş ABD ile madalyadan madalyaya koşmuş bir süperstar oyuncunun saçama sapan bir lig maçında yasak bir madde kullanmış olmasını anlamıyorum. Acaba Aziz Yıldırım düşmaları Taurasi'nin içkisine ilaç atmış olabilir mi??


FENERBAHÇE'NİN AÇIKLAMASI
Taurasi'nin pozitif çıkan ilk test sonucu sporcunun gizlilik ilkesi hakkı ve bu hakkını kullanmak istemesi üzerine duyurulmamış ancak bu ilke ihlal edilerek doping iddiası basında yer almıştır. Taurasi gizlilik ilkesinin ihlal edilmesinden ve henüz sonuçlar belli olmadan kendisinin doping kullanmış olduğu ile ilgili iddiaların basında yer almasından son derece rahatsızdır. Kulübümüz de gizlilik ilkesinin ihlal edilmiş olmasından dolayı rahatsızlık duymakta ve nihai test sonuçlarını beklemektedir.

2 Ocak 2011 Pazar

GS CC ile Yeni Yıla merhaba

Saolsun Uğur boş bırakmadı blogu ama napayım hiç ama hiç yazasım gelmiyordu. Yeni yılla beirlikte blog adına bir başlangıç yapmak için kendi kendime söz vermiştim. Son yazımdan beri hayatımda değişiklikler de yok değil hani. Mesela Pazar Ligi adında bir halı saha liginde sahalara geri döndüm. Gerçi bugüne kadar oynadığım bütün takımların lideri ve golcüsü olabilmiş ben yeni takımımla ciddi uyum sorunu yaşıyorum ve yeterli güveni aşılayamadım. Bunda sahada boş boş koşmamın da payı var tabi ki. Boş koşan adama da pas vermek gerekir sanırım. Ama beraber oynadıkça sanırım bu sorunu kısa zamanda aşarım.

Açılışı kendimle yapıp GS CC - BJK CT maçının şöyle ucundan bi yorumu ile başlayalım.

İgnerski'nin son 0.2 saniyeye kadar olan son 2 dakikalık performansı ile neredeyse maçı kazanma noktasına gelen BJK son 7 saniyeye Iverson'un, sanırım skorun düzeltildiğini farketmedi, yaptığı gereksiz faulle 2 sayı geride girdi. İgnerski sanırım son dakikalara 3 üçlük ve 9 sayı sığdırdı. Nitekim maçı uzatmaya götürecek serbest atışları kaçırdı.

GS CC gerçekten çok iyi savunma yapıyor ama Jasaitis'i de aramıyor değiliz. O da olsa bu takım bence ligin 1 numaralı favorisi konumuna gelebilirdi. Savunma yönü zayıf olsa da skor adına enaz 12 fazlasını yazabilirdik skorborda. BJK CT ise maçın uzun bölümünde 7 kişi ile rotasyon yaptı, Chatman kadro dışı, Likholitov ve Cüneyt sakattı, Serhat ise maçın başında sakatlanarak eksikler hanesine ismini yazdırdı. Muhteşem seyircinin, Iverson ivmesinin ve Koç Burak Bıyıktay'ın hamleleri ile 15 sayı geriden gelip maça ortak olmak da takdir edilesi. Nefesi yetmedi derler ya aynen öyle oldu.

Ligin tecrübeli ama 12 dev adam potasından düşmüş oyuncularını tekrar süperstar konumuna getirdi getirecek olan Mahmudi Hoca'ya buradan kocaman bir saygı duruşu. Ermal, Tutku, , Haluk ve Evren sanki basketbola yeniden başlamış gibi hırslı-yürekli, Rancik ve Schumpert 40 yıllık Galatasaraylı gibi.

Sanırım gelecek sene bu zeminin üzerine çok daha sağlam bir takım kurulacak diye düşünüyorum.

Bu arada şunu da itiraf etmeden edemeyeceğim Iverson hayranlığım Galatasaray bağım kadar sağlammış, çünkü her top eline geldiğinde heyecalandım ve sayıya gitmek için dileklerde bulundum. Ogilvy denen 22 yaşındaki Çaylak Avustralyalı'yı BJK CT'ın elinde çok fazla tutamayacağını ilk izlediğimde düşünmüştüm. Bu son izlediğimde ise kesin hükme vardım. Adam Double-Double a çok yakın bir isim ve 2.13 boya rağmen azımsanmayacak derecede atletik. Sanırım Likholitov'un sakatlığı en çok ona yaramış. Geçen sezon seçilemedi ama önümüzdeki yıllarda uzun oyuncu sıkıntısı çeken Nba e de yolu tekrar düşebilir. Bugün vizi oldukça zorladı.

BJK'nin 4 Portekizlisi kaybedilen maç için mutlaka üzülmüşlerdir ama seyirciyi gördükten sonra ,ki Q7 bunu iyi bilir, iyi ki gelmişiz demişlerdir.

Şimdiden Play-Off heyecanı beni sardı, ilk 8 takım da birbirini yenebilecek güçte ve kalitede. Bir FB Ülker - GS CC finali yakışmaz mı yaww.

Beşiktaş Cola Turka (71): Allen Iverson 11 (5 ribaund- 4 asist), İsmail Çevik (1 ribaund- 1 asist), Bekir Yarangüme 6 (5 ribaund- 2 asist), Mustafa Abi 11 (3 ribaund- 3 asist), Serhat Çetin, Michal Ignerski 20 (7 ribaund), Cevher Özer 5 (4 ribaund), A.J. Ogilvy 18 (12 ribaund- 1 asist)

G.Saray Cafe Crown (73): Josh Shipp 6 (8 ribaund- 4 asist), Melih Mahmutoğlu (1 asist), Preston Shumpert 7 (2 ribaund- 1 asist), Taylor Rochestie 8 (2 ribaund- 2 asist), Tutku Açık 8 (3 ribaund- 4 asist), Luksa Andric 4 (1 ribaund), Radoslav Rancik 4 (7 ribaund- 1 asist), Haluk Yıldırım 9 (3 ribaund- 2 asist), Evren Büker 5 (1 ribaund), Ermal Kuqo 22 (6 ribaund- 1 asist)