"Futbolun 22 adamın topun peşinden koşması olduğunu düşünmenin, kemanın telden ve yaydan, Hamlet'in kağıt ve mürekkepten ibaret olduğunu söylemekten bir farkı yoktur." J. B. Priestley, The Good Companions, 1928

4 Kasım 2009 Çarşamba

44-42

Kusura bakmasınlar. Dün geceme ne Beşiktaş'ın şampiyonlar ligi maçı ne de Marsilya'nın yarım düzine gol atması damgasını vurdu. Fenerbahçe ile Arkas'ın erkekler voleybol Türkiye Kupası çeyrek final mücadelesinin 3. seti 44-42 bitti. Evet yanlış okumuyorsunuz 44-42. Basket maçı gibiydi. İnanılmaz zevk aldım. Bilmeyenler varsa maçı Fener 3-1 aldı. Bileğinin hakkıyla..

yensen de yenilsen de...


Derbi sonrası izlediğim bölümünde "Yensen de yenilsen de" de Beşiktaşlı bir arkadaş derbiyi fenerbahçe'nin kazanmasından duyduğu memnuniyetini anlatmıştı. Sebebp olarak ta Galatasaray'ın yense de yenilse de çok daha çabuk toparlanabildiğini kaybedeceği 3 puanın karakartal yönünde kar olduğunu belirtmişti. Çünkü Fenerbahçe'nin Anadolu deplasmanında herhangi bir takıma karşı çok rahat maç kaybedebileceğini söyledi. Fener önce öne geçtiği Antep'e kaybetti daha sonra da yine öne geçtiği Kayseri'ye az kalsın yeniliyordu 1 puanı zor kurtardı. Kimse diyemez ki Fener Gençler ya da Sivas deplasmanından puan çıkarabilir. Bu yorumu yapan arkadaşı kutluyorum. Şimdi Fener Beşiktaş ve Trabzon'a puan kaybederse Galatasaray'ı yenmesine Anadolu takımlarının 3 büyüklere kazanmış oldukları zihniyetle yaklaşmayacaklarını düşünüyorum. Sen git 6-0 yen Avrupa'ya bile gideme misali

2 Kasım 2009 Pazartesi

Diyarbakır gerçeği..

2,5 yıl görev yaptım Diyarbakırda.. Özelde de çalıştım.. Halkla iç içe olduğum çok zaman oldu haliyle.. Yediğim yemekten tutun, muayene ettiğim hastasına hayatımın hiçbir evresinde bu kadar hürmet ve saygı görmedim.. Okumuş insana saygı ve sevgi bu yöre insanının kanında var.. Ki suratıma bakan İzmirli olduğumu 5 sn de anlar.. İstanbul'da yemekten daha fazla para verdiğimiz salata, ezme, içli köfte orada yemekten önce ikram olarak gelir.. İstersen 2 lahmacun ye.. Yine de gelir.. Ama gel gör ki şehirde dolaşırken bir fabrika göremezsiniz.. Birtek şehir merkezine ismini veren OFİS vardır o da köklü bi kurumdur.. Tabi bunun birçok sebebi var haraç, tehdit vs vs.. Sevdirememişiz okulu bu insanlara.. Ancak babasının cebine para vererek okutturmuşuz kızını ve oğlunu.. Bir tutam ekmeğe muhtaç o kadar çok aile var ki.. 10 çocuklu.. Adam prezervatifi balon zanneder göstesen.. Onlardır bizden yapamadığımız.. Dışladığımız.. Diyarbakırda gittiğim şehit cenazelerinin sayısını bilmem arkadaşlar.. Anaları arkalarından Kürtçe ağıt yakan.. Ey Antepli Bursalı "PKK dışarı" diye bağırırken bir elinin parmağını kestiğinin farkında mısın.. Dağdaki 3000 çapulcu için 1 milyonluk Diyarbakır'ı nasıl harcarsınız.. Bu yapılan da bölücülük değil mi..Ki kadrodalarında neredeyse bir tek Kürt oyuncu bile yokken bu davraşınızla bu futbolculara saygısızlık yapmış olmuyor musunuz? Biraz da kendimize şu soktumun çuvaldızı birazcık ta kendmize.. Hangimizin bir Kürt akrabası yok ya da bir Kürt'ün Türk..

1 Kasım 2009 Pazar

Fenerbahçe'ye karşı önyargı

Ülkemizin en çok takip edilen spor sitelerinin başına gelen internetspor.com'un Ercan Saatçi özentisi adı çok da önemli olmayan bir yazarının yazısı sonucu bu antipatikliğin sebebinin ne renkler ne de yöneticiler olmadığını anladım.. Bu antipatikliği yaratanlar kötü oyundan sonra bile takımını eleştirmek yerine göklere çıkaran holigan yazarlar.. Ercan Saatçi ve Ömer Çavuşoğlu gibi garibanların Fener taraftarları tarafından bile sevilmediği gerçeği önümüzdeyken en az onlar kadar fenerli Uğur Meleke ve Mehmet Demirkol objektif olabildikleri için mi seviliyorlar acaba..

İşte belki de şu sitede yazdığı saçmalıklardan dolayı benim bir ayda kazandığımı karaladığı 3-5 satırla kazanan yazar! arkadaşımızın yazısı..
Eminim aynı fanatik yazar Fener- Kayseri maçında topun %100 çizgiyi geçtiğini de iddia edecektir. (Belki de geçmiştir ama görüntülerden belli olmuyor ayrı)

Kabahat Fenerbahçe'dedir
01 Kasım 2009 Pazar 02:31

"El elden üstündür" sözünü unutmamak gerekir. Fenerbahçe'nin rakibine çok yönlü üstünlüğünü görmemezlikten gelmek ayıptır. Alınan galibiyetten sonra, Galatasaray'ın ezeli rakibi Fenerbahçe'yi seremoni halinde alkışlaması gerekir. Bunu yapmak erdemliktir.

Böyle bir rakip karşısında maçın tamamında modern futboldan örnekler sunarak Fenerbahçe'nin aldığı bu haklı galibiyeti kim gölgelemeye çalışıyorsa art niyetlidir.

Fenerbahçe'ye verilen cezayı az bulanlar, Kasımpaşa maçında rakibine yumruk savuran Keita'ya ve herkesi galeyana getiren Arda'ya herhangi bir ceza verilmezken seslerini çıkarmayan bu insanlar; fiilsiz, öznesiz, yüklemsiz cümleciklerdir. Bunlar büyük dünyanın, dürüstlükten yoksun küçük insanlarıdır.

Fenerbahçe'den sürekli aldığı yenilgilerin faturasını başkasına çıkarmak artık bir Galatasaray klasiği olmuştur. Futbolu ağzıyla oynayan star adaylarının rakibine ana avrat sövmesine ses çıkarmayanlar, katalizörlük yaparak saha kapatmaktan bahsediyor.

Fenerbahçe maçlarında Ali Sami Yen'i çadır tiyatrosuna dönüştüren, kızıl siyah bulutlar oyununu sergileyen usta yönetmen Adnan Polat, bir kez olsun içinizdeki kötü duygulara tepki gösterecek kadar cesaretli olabildiniz mi hiç? Hiç objektif olmadınız.

Kötü kralların mutluluğu halkının sefaletidir!

Aslında kabahat bir okurun yazdığı gibi Fenerbahçe'dedir. Şimdi size Harbiyeli okurun yazdıklarını sunuyorum.

Harbiyeli okur diyor ki;

'' Suçlu ayağa kalk!

Maçın başında atılan golde, topu çizgiden çıkmadan çeviremeyen Wederson, altı pastan topu direğe nişanlayan Lugano, kaleci Franco'nun kısa degajını kaleye şandelleyemeyen Alex, kabak gibi açılmış bomboş kaleye kafasıyla ıskalayan Guiza, dört mutlak gol pozisyonunu harcayan Kazım, yenilen hatalı golde topu elinden kaçıran Volkan Demirel; yapmasanıza, atsanıza o golleri, skor 7-0 olsun. Mazeret bırakmadan sustursanıza şu Galatasaray'ı, bahane bulmasınlar.

Bir şişe su, bir bozuk para iki maç saha kapattırıyorsa; o halde geçen sene atılan bir ton su Ali Sami Yen'e kilit vurdurmalıydı.

Bilica'nın tokatı 3 maç ceza ise, Keita'nın kroşesi Keita'ya sezonu kapattırmalıydı'' diyor.

Harbiyeli arkadaşımızın yazdıklarına kulak vermek gerekir.

Kendi lehine yapılmış olan adaletsizliklerde seslerini çıkarmayanlar, atılan 1-2 pet şişe sonrasında feryadı figan ediyorlar.

Gerçek gecikmeyi sevmez. Hayallerin yerini pişmanlıklar alırsa, kıskançlık duyguları ortadan kalkar.

Talihli futbol takımları, bedavadan aldıklarını eninde sonunda tarihe geri vereceklerdir. Çünkü yanlarındaki şans da şanslı değil artık.

Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir. Görünen bir gerçek vardır ki, o da Fenerbahçe bu yıl botanik bahçesidir.

Göztepe - Fethiye Maçı... Güzel olan tek şey pankartımız..

İstanbul'da ikamet etmemden dolayı maçı Yeni Asır TV'den izleyebildim.. Zevksiz, tatsız tuzsuz bir maçtı.. Fethiye'de izlediğim maçtan sonra bana umut veren Göztepe, küme düşer dediğim Fethiye idi.. Ama ummadık taşın açtığı yara sanıldığı gibi 2 dikişten çok daha fazlası.. Alınsaydı şayet bu galibiyet üst sıralardan kopulmama anlamından çok seri galibiyetler zincirinin 3.halkası olması açısından önemliydi.. Hüseyin Kartal ve Şadi Çolak bu ligde kaliteden çok fizik gücün anlamlı olduğu gerçeğinden çok ama çok uzaklar.. Maç boyunca atılmış bitirici bir tane aksiyon bile yok.. Göztepemiz anlaşılan 2-3 sezon 2.ligde rejenerasyon idmanları yapıcak..

HAKEMLER: H.MEHMET ŞİMŞEK, ÖZGÜR DEMİRCİ, SERHAT TEKGÖZ, HÜSEYİN OTYAKMAZ

GÖZTEPE: SİNAN, FERHAT, TAYFUN, ŞADİ, MERT, BURAK, SERKAN, ERAY, M.AKİF, HÜSEYİN, EMRAH

FETHİYESPOR: HAKAN GEDİK, HAKAN ESER, SABRİ, BARIŞ, ALİ, YAHYA, SERDAR, ÖNDER, YASİN, CİHAN, EMİRHAN

GURUBUMUZDAKİ DİĞER MAÇLAR:

İstanbulspor-Tepecik Bld. : 3-1
Akhisar Bld.Genç.-Alanyaspor : 4-0
Sarıyer-Denizli Bld. : 1-1
Konya Şekerspor-Turgutluspor 1-0

Keitasız ve Ayhansız

Baros, Elano, Keita, Ayhan.. Galatasaray'ın bu maç öncesi eksikleri.. Sabri vardı bugün birçok pas hatası yapan, sonra kapmak için deliler gibi bir sağa bir sola koşan.. Enerjisini adam gibi pas atmak için kullansa oynadığı oyundan da zevk alacak, zevk te verecek.. Çünkü ne olursa olsun Türkiye şartlarında hala hareketli topa en iyi orta kesen oyuncuların başında geliyor.. Fakat Uğur oyuna girdiktan sonra sağ açıkta bal yapmayan arı hali onu Galatasaray oyun yapısında en fazla sağ bek yapar.. Barış-Topal-Mustafa Sarp lı ortasaha Sivasspor'a bir tane bile atak yapma şansı vermedi.. Aslında Barış sağ açıkta başladı oyuna ama Rijkaard kısa bi süre sonra onu içe çekerek geçilmesi zor bi set ördü.. Bu sene sarı kırmızılıların oynadığı en zayıf takım görüntüsü 2 senenin başarılı transfer politikasının 1 senede heba edildiğini gösterir gibiydi Sivas cephesinde.. Muhsin Hoca'yı maç sonu demeci için tebrik ediyorum.. Gelecek hafta Fenerbahçe'nin Ankaraspor bay geçişi ve Beşiktaş karşısına diri çıkacak olması Cim Bom açısından bu 3 puanı çok daha anlamlı kılıyor..

18 Eylül 2009 Cuma

PAO 1- Galatasaray 3


Ten Cate Galatasaray'ın defansının vasat olduğunu belirmişti. Fakat farketmediği şey beğenmediği defansın İstanbul'da bırakıldığı. Yani Servet ve Gökhan Zan sakattı. Emre Aşık ve stoperde Hakan Balta bile Pao defansından daha uyumlu bir görüntü çizdiler. Hızlı Keita, Baros ve Kewell'a hangi düşünceyle önlem almadığını bence sorgulamalı Rijkaard'ın eski yardımcısı, Pao'nun yeni hocası. Yunanlı dostlarımız kusura bakmasınlar ama dünkü yazımızda övdüğümüz Karagounis ve Katsouranis hakemle ve rakiple didişmekten ne oyun kurdular ne de yaratıcı bir pas atabildiler, bu da uzaktan şutlaın denemelerine sebep oldu. Leo Franco da bu tarz goller yiyecek bi kaleci değil ne yazık ki. İlk golde hızlı Baros sağdan hızla içeri girdi ve Marinos'un yaptığı asistle Elano golü attı, daha sonra Baros bu sefer soldan driblingle girdi auta attı. Elano'nun ara pasında Kewell kaçırdı. İkinci yarıda Topal'ın pasına yine Baros kaçtı ve golünü attı ve enaz bu kadar çok Galatasaray atağı bu kadar çok amaçsız uzaktan çekilen Pao şutu. Maç böyle geçti. Bizim açımızdan deplasmanda alınan 3 puandan öte bi anlamı yok. Rakibin Yunan olması ayrı bir motivasyon gereği değil. Zaten 2 ülke takımlarının oyuncularının %60'ının yabancı olması da politik bir anlam yüklenmesini engelleyen tarafardan biri. Pao kalecesi Galinovic'in yuhh lanması bana göre Pao taraftarına yakışmadı. Kalecinin yediği hangi golde hata vardı diye göz atsak elimzin boş kalacağını görürüz. Maç dışı bir kaç oknuya değinecek olursak. 4. ve 5. hakemlerin bir işe yaradığını görmedim açıkçası. Çünkü hep aynı tarata duruyorlar, diğer tarafa neden hiç geçmediler gerçekten çok merak ettim. Diğer bi konu Galatasaray'ın pankart jestine alkışla karşılık verilmesi. Birkaç kendini bilmezin Türk bayrağını yakması ferdi bi olay dışında hiç bir anlam ifade etmiyor bizim için. Futbolda faşizmi barındırmak isteyenler yarın Cisse ve Gilberto Silva gibi dünya starlarını takımlarından bu sebepten dolayını gittiğini gördüklerinde iş işten geçmiş olabilir. Sonuç olarak Ten Cate Rijkaard'ı öldürmek zorunda mı kalacak yoksa İstanbul'da öldürücü bir oyun mu sergiletecek takımına göreceğiz. Öte yandan bu sene resmi müsabakalarda yenilmemiş Galatasaray'ın bileğini bakalım kim bükecek?
sekobarbital

2 Eylül 2009 Çarşamba

Göztepe - Fethiye Maçı... ORADAYDIM!!

Devlet baba beni git 2 aylığına oralarda takıl tatil yap bab-ında görevlendirdi sanki.. Muğla, Fethiye, Köyceğiz civarlarını dolaşıyorum 10'ar gün.. Görevimin özü bana kalsın şimdilik.. Şans eseri Fethiye'de bulunacağım ve sonunda bulunduğum 30 Ağustos gecesi Göztepemiz'in Fethiye ile 2. lige merhaba maçı vardı.. Altınbaş Holding finansörlüğü ile yine iddialı bir kadro kuran Göz-Göz Fethiye'ye mutlak galibiyet parolası ile geliyordu.. Fethiyespor ise 1 hafta önce Denizlispor'a hazırlık maçında 2-1 kaybetmiş olmanın özgüveni ile ! (çünkü gerçekten iyi oynadılar) kazanmak istiyordu..

Amirimin izin vermemesi dolayısı ile maçı protokol tribününden izledim.. Göztepe tribünlerinin içinde olmak ister miydim, işin doğrusu bilmiyorum..


Sabahın erken saatlerinde Fethiye sahillerini parsel parsel kaplamaya başlamıştı sarı-kırmızı renkler.. Ramazan ramazan içeni de var bir o kadar da çimlerde uyuyanı.. Akşam saatlerine kadar hiç bir problem yaşanmadı.. Bir gün önce amirime dikkatli olunmasını ve bu konuda emniyet müdürlüğünü uyarmasını sağladım.. Çünkü Fethiye tarafından gelecek tahriklere bizimkiler vereceği yanıt ciddi anlamda her zaman sert olmuştur..

Maçın analizine hiç girmeyeceğim.. Yapan yapmıştır zaten..

Eleştirilerim:
1- Fethiyespor taraftarları protokol tribübününde oturan kadroya girememiş Göztepeli futbolcuları kaymakam ve emniyet müdürünün gözü önünde kovdular.. Hiçbiri gıkını çıkartmadı protokol tayfasının..

2- Fethiyespor taraftarlarının ilk tezarühatı "HEPİNİZ OR.. ÇO....SUNUZ" olunca bizimkilerin şalteri düştü.. Dalga dalga esmeye başladılar.. Kendileriyle aşık atmaya çalışan rakip tribünlere tribün şov nasıl yapılır gösterdiler..

3- Hakem Göztepe'nin hem de Göztepeli taraftarlarının 3 metre önünde yüzde bir milyon penaltısını vermedi.. Şalter bir kez daha atı..

4- Çok ilginçtir herkesin birbirini tanıdığı bir ilçede polisler bile Fethiyespor fanatikliği yapıyorlardı.. Gözümün önünde bir bayan polis amirine "Bizimkilerden 4 yaralı var" dedi.. Göztepe kiminkiler oluyor bunu takdirinize bırakıyorum..

5- O kadar polisin içinde bir kendini bilmez Fethiyeli boş bir tribün parçasını geçerek Göztepeli taraftarlarının olduğu yere kadar koşup hareket çekti.. Ben taa karşı tribünden bunu gördüm.. Bunun üzerine bizimkiler ne koltuk bıraktı ne de tribün..

6- Protokol tribününden sözde mevkii sahibi bir salak göztepe tribünlerine Karşıyaka bayrağı açtı..

7- 40 yaşlarında adamlar 15 yaşındaki göztepeli delikanlılara döner bıçağı ile saldırdı maç sonunda..

BUNLARIN HEPSİNİ BİREBİR GÖRDÜM VE YAŞADIM BEN..

Maç boyu küfüre, tahrike Göztepeye gönül verenler aslında kimseyi şaşırtmayan tepkileri verdiler.. Koltukları kırdılar, tuvalette yaktılar.. Sahayı pet şişe yağmuruna tuttular.. Maç bitiminde Fethiye'yi savaş alanına çevirdiler.. Kmse kusura bakmasın ama şiddetin dozunu inanılmaz derecede kaçırdılar.. Bu arada olaylar içindeki yaş ortalamasının 17-18 olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.. Arabaların camlarını kırdılar.. Polis te bizimkilere orantısız güç kullandı bu arada.. Sİlah sıkmaya kadar götürdüler işi.. Takım otobüsü delik dediş oldu..

İki takım da ceza alacak gibi gözüküyor.. Olan kime oldu dersiniz.. Fethiye de iş için, tatil için olup araçları 35 plaka olanlara.. Fethiyeliler o gece önlerine elen 35 plakalı arabaların camlarını indrdiler.. Benim arabam mı? O sırada Askerlik Şubesinde saklanıyordu :))

25 Haziran 2009 Perşembe

Çömezlik bitene kadar PAUSE

Uzmanlık eğitimim için İstanbul'a yol almadan biraz öncesindeyim.. 1 sene bıyunca başıma neler gelecek, nasıl sıkıntılar çekeceğimi kestirmek benim adıma güç değil.. Doktorluğun dikeni de bunlar..Tahminim uzun bi süre fırsat buldukça okuyucu olarak yer alacağım camiada.. 4 ayda bizi girip te okuyan 10 bin küsür kişiye teşekkürler..

Bazıları sinirlenecek ama GÖZTEPE SÜPER LİGE ÇIKANA KADAR ÖLÜMÜNE GALATASARAYLIYIZ.. ASIL AŞKIMIZ GÖZTEPEMİZ.. büyük bi ironi var ama böle hissediyorum ne yapayım..

Hoşçakalın..

24 Haziran 2009 Çarşamba

"Keş"ler

son keşimiz Tümer Metin.. Gerçi içtiği çok önceden de fotoğraflanmıştı ama..



23 Haziran 2009 Salı

Bir İnsana Bir Forma Bu Kadar Yakışmaz


Emre Belözoğlu'na bile fener forması fena durmadı ama bu adama sarı-kırmızı hiç yakışmadı yaw..

Konfederasyon Kupası ve Okan Yılmaz




Gol kralı olduğu sene Galatasaraya gelmeyerek küme düşen Bursaspor'da kalmayı seçmişti Okan Yılmaz.. 2003 Konfederasyon Kupasında oynadığı oyun ve attığı 3 golle Tuncay ile birlikte sivrilen oyuncularımızdan biriydi.. 2.lig'de de gol kralı oldu.. Bursa'ya gösterdiği vefayı hiç bir zaman Bursa'dan görmedi.. Bana göre Türkiye'nin Fowler'ı bu konuda.. Sonra sırasıyla Konya, Diyarbakır, Ordu'da oynadıktan sonra şu anda da oynadığı Van Belediyespor'a geldi.. En acı olan Okan'ın 1978 doğumlu olması ve Futbol adına belki de en verimli yaş olan 31 yaşında olması.. Böyle bi oyun işte bu.. Adamı vezir de ediyor rezil de.. Lafın icabı tabi bu.. Yoksa Okan delikanlı gibi ekmeğini kazanıyor taaa Van'da da olsa..

Bu sene şampiyon?

Ben çok düşündüm ama verebildiğim tek cevap Beşiktaş ol(a)mayacak oldu.. Fenerin başında Aragones gibi saçma sapan bi adam yok bu sene, galatasarayda ise sakatlık problemi 100 yılda bir gelen cinstendi bu sene geçmiş olacak.. Bu şartlarda kartalın şansı var mı ki.. Hele hele o vasat kadrolarından vasat iyi arası oyuncularından biri cimbom a katılmışken.. Hugo Broos kimdi bilemiyorum ama Trabzon yine ilk beşe girebilir ancak.. Sivas ise bu sene layık olduğu Anadolu takım formatına dönüşme eğiliminde zaten.. Ömer Rıza yı bile aldılar anlaşılamayan bir şekilde.. Balili'yi yolladılar.. Karar sizin.. Sizce şampiyon kim olacak..

22 Haziran 2009 Pazartesi

3 Haftada 3 Kapak


Uzun zamandır yazasım gelmiyor işin doğrusu.. Lig sonlarını sevmem.. Tam Fotospor'a traj arttıracak malzeme deposu gibi oluyor bu aylar.. Zaten uzmanlık eğitimine başlayacağım için uzun bi araya da girecek sevgili blog.. Okuyucu olarak devam edicez blogger camiasında.. Vakit bulursak karalarız bişeyler.. Ee artık İstanbuldayız.. Yakından takip te olacaktır..

Bana göre blog camiası da aynı piyasacı gazeteler gibi özellikle Beşiktaş üzerinden sayfalar doldurdu.. Bu akşam ajanslara düşen haber ise tam Allah'ın hakkı 3'tür dercesine kapak oldu Demirören'e..

1.kapak... Kesinlikle Topuz olayı, ne kadar Topuz o kadar etmese de Aziz olan Demirören olanın şampiyonluk sevincini kursağında bıraktı..

2.kapak... Soper mevkiindeki adamların ikisi Zapo ve Sivok iken Gökhan Zan'ı kadroda tutmaları gerekirdi.. N e kadar çok fazla tuttuğum bi adam olmasa da 8 milyon euroya giden(veya gidecek) Servet'in yerine bedavaya milli bi oyuncu kapatmak başarıdır.. Bana kalırsa çok iyi alınacak bi yabancı oyuncunun partneri Emre Güngör olacaktır ve defans rotasyonu açısından bu sene çok da fazla sıkıntı çekmeyecektir galatasaray.. Emre Aşık, Gökhan Zan, Emre Güngör, Semih ve hatta Hakan Balta ile hele hele Servet gitmez ise sorunsuz bi defans blogu yaratıldı diyebiliriz..

3.kapak... Yusuf Şimşek transferinde BJK sorumluluklarını yerine getirmediği için (Aydın Karabulut gitmemişti hatırlanırsa) Bursaspor'a 1 milyon euro ödemeye mahku edildi federasyon tarafından..

Geçmiş olsun bütün Beşiktaşlı taraftarlara.. Şampiyonluğu doya doya yaşamak varken siz nelerle uğraşıyorsunuz..

18 Haziran 2009 Perşembe

Ulusal degil Istanbul Basini...


O ne muhtesem geceydi..Onbinler Konak'tan Uckuyular'a kadar ellerinde mesaleler, Izmir'i cayir cayir yaktilar..Bu cosku Izmir'den parlayan günes, Göztepe'nin aydinligiydi..
Amma velakin, bir avuc fenerlinin bogazda GS bayragi yakmalari haber degeri tasirken, tamamen sivil insiyatifle ve sponsor destegi olmadan, Turkiye'nin ücüncü büyük ve futbolun besigi sehrinde gerceklstirilen bu muhtesem kutlama ulusal basinda yer almiyor..
Apacik ortada ki bu basin ulusal degil dupeduz istanbul'un basini...
Biz ki Goztepe taraftarlari olarak hiç bir zaman övülmek ihtiyacı hissetmedik. Sevincten cok acilari yasadik ve her dususte takimimiza daha cok baglandik.. Yazmazlarsa yazmasinlar.. Cok da fifi, ama istanbul'da olan ufurukten gundemlerle de bizleri oyalamasinlar, bize yeter...