"Futbolun 22 adamın topun peşinden koşması olduğunu düşünmenin, kemanın telden ve yaydan, Hamlet'in kağıt ve mürekkepten ibaret olduğunu söylemekten bir farkı yoktur." J. B. Priestley, The Good Companions, 1928

22 Aralık 2010 Çarşamba

Kader - Cilve




10 Mayıs 2010'da (Fenerbahçe'nin 33. haftada Ankaragücü'nü 3-0 yendiği maçtan 1 gün sonra) Serkan Kırıntılı bir televizyon programında yediği gollerde hatası olduğunu kabul etti, o gün Serkan Bursaspor'un kardeş takımının kalecisi olduğu için Ankaragücü taraftarlarınca ıslıklandı. Maçtan 4 gün önce de ''Bağdat Caddesi''nde görüldüğünü doğruladı. Ancak Fenerbahçe yöneticilerinden hiç biriyle görüşmediğini söyledi.

14 Ağustos 2010... Serkan Kırıntılı Fenerbahçe ile sözleşme imzaladı.

21 Aralık 2010... Fenerbahçe 2-3 Bucaspor... Serkan Kırıntılı Fenerbahçeli taraftarlarca ıslıklandı. (Gollerde hatası olup olmadığı tartışılır.)

Ne oldum değil, ne olucam demeli.

19 Aralık 2010 Pazar

Bu sefer onur için




- Tam Lorik Cana'yı da sayarsak ilk 11'de 6 tane stoper vasıflı oyuncu var, sonra da hücumda varyasyondan bahsetmeye çalışıyoruz, diyordum ki, bu altılının 2'siyle Kewell garip güzellikte paslaşmayla bir gol hazırladılar.

- 66 Anıl

- Meşhur ikilinin (spikerler) "orta saha mücadelesi" diye adlandırdığı şeye biz kör dövüşü veya mahalle maçı diyoruz. Orta saha mücadelesi başka bir şey.

- Emre Toraman ve Hakan Aslantaş... Offf offf...

- Maçı izlediğim kafede at yarışının izlendiği televizyonun sesi bizim maçtan daha yüksekti. Normalde bir iddaa cafe ve maç izleme yeri olan mekanda at yarışı oynayan amcalara sayıca üstünlük kuramadığımız için bize 51 ekran verildi. Onlar projektörle büyük perdede izledi beygirleri. "Yürü lan, koş olum, haddi" nidalarından bizim maçın sesini yer yer duyamadık. Daha doğrusu yer yer duyduk. Bu, takımın taraftarına yaşattığı cezalardan küçük bir çeşittir.

- Veli Acar. Bursa'dayken de söylerdim. Çok yetenekli, ama birçok yetenekli gibi akılsız. Yoksa 3 büyüklerin birindeydi şu an. 3 sene önce Uğur Uçar'ı hallaç pamuğu ettiği maç geldi aklıma. Bir de şu haline bak.

- Konya deplasmanlarında 1-0 galibiyetlerimiz hep önemliydi. Yine 3 sene önce kar dolayısıyla bir pazartesi öğlenine ertelenen ve Uğur Uçar'ın diz kapağının kırıldığı maçı da Ümit Karan'ın kaleye girmeden önce 2 kişiye çarpmasına rağmen neredeyse yön değiştirmeyen golüyle almıştık.

- Hakem otoriter takıldı, özellikle son kavgada. Fakat çok garip ikili mücadele kararları vardı.

- Anıl da bu performansıyla bir takıma kiralanmayı haketmemiştir umarım. Öyle olmaya başladı bizim altyapı nedense. Giden de kolay gelmiyor.

- Maçın en iyisi Kewell'dı.

- Aykut şu an bu takımın birinci kalecisidir. Hep söyledim yine söylüyorum. Belki Ufuk teknik olarak daha iyi görünebilir fakat mental ve fiziksel olarak Aykut çok daha üstün.

- 2006'da Aydın son dakikada attığı golle Galatasaray'ın o sezon şampiyonluk yolunda çok önemli bir galibiyetinde hayati bir rol oynamıştı. Bugün ise Anıl aynı işi yaptı. Tek fark takım sahaya bu kez renklerin onuru için çıktı. Ya da biz öyle biliyoruz.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Tribünmüşüz



Başın öne eğilmesin, aldırma Cimbom aldırma
En büyük sen değil misin, aldırma Cimbom aldırma
Aldırma Cimbom aldırma, Cimbom aldırma.

Sendeki bu büyük taraftar
Bir gün ağlar bir gün coşar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma Cimbom aldırma
Aldırma Cimbom aldırma
Cimbom aldırma.


Konuyu tribünden açarken, son zamanlarda bloglarda okuduğum en güzel yazıyı yazan Kutay arkadaşıma teşekkür edeyim.

Melodi olarak mı tema olarak mı şu anki ruh halime hitap edişinden midir bilmem, ağzıma dolandı bu eski beste.

Tribün artık bunu söyleyecek gücü bulamıyor kendinde. Daha doğrusu toleransı kalmadı kimsenin. Ha, takım iyi oynayarak kaybetse söylerler miydi? Muhtemelen...

Takımla ilgili bir şey derseniz;
Hangi "takım"? derim.

17 Aralık 2010 Cuma

Hagi gidici mi?




"...Teknik Direktör Frank Rijkaard önümüzdeki sezon da burada olacaktır. Teknik heyetten memnunuz."

...

''Daha görevine başlayalı 2 ay olan teknik direktörümüzü yıpratmaya yönelik bu haberin yapılış amacı açıkça ortadadır. Bu tür her spekülasyon çabasına karşın, teknik ekibimizin futbol takımımızda geleceğe yönelik olarak başlattığı çalışmaları tamamen desteklediğimizi bildirmek isterim.''

Adnan Başkan konuşmuş.
Konya maçı Hagi için ayrı bir önem kazanmış anlaşılan.
Devre arası kendi geçer takımın başına belki.

edit: Son cümle Adnan Polat gizli öznesiyledir.

benzerimben-4




benzerimben-3




8 Aralık 2010 Çarşamba

Lorik İnsanı



Ülker İdman Raporu: 7 Aralık 2010 Salı (Sabah)
Antrenmana tedavileri devam eden Lorik Cana ve Milan Baros katılmadı.
Mustafa Sarp ise düz koşulara başladı.

Ülker İdman Raporu: 8 Aralık 2010 Çarşamba
Lorik Cana antrenmanın tamamında takımla birlikte yer aldı.
Antrenmana tedavisi devam eden Milan Baros katılmadı. Mustafa Sarp düz koşulara devam etti.


Geçenlerde ayak bileğindeki ligamentleri koptuğu için en az 3 hafta oynayamayacağı söylenmesine rağmen ertesi hafta 90 dk. oynamıştı bu yaratık.

Şu dönemde takımın en çok ihtiyaç duyduğu bir kişiliktir. Saygımız sonsuz, sevgimiz de şimdiden epey fazla.

3 Aralık 2010 Cuma

son 43




Hani seçim öncesi parti liderlerinin vaatlerini dinleyip, her ne kadar daha önce dinleyip de inandıkları onca şeyin palavra olduğunu bilseler de yine inanan ve alkışlayan, daha doğrusu avuçları birbirine dönmüş havada ve ağzı açık ne söylense inanacak alkışlayacak cahil halk kesimi vardır ya, şu an kendimi öyle hissediyorum bir Galatasaray taraftarı olarak.

"Elano'nun gitmesinden 5.1 milyon Euro para kazandık. 9 milyon Euro da bir taahhütten kurtuldu."

"Futbola artık daha çok vakit harcayacağız. Taraftarımızın üzüntülerini anlıyorum. Galatasaray'da her zaman güneş vardır. Hiçbir zaman karanlığa girmeyiz. Bizim her şeyimiz açık. Alnımız açık. Bizi itham etmesinler. Varsa bir bildikleri ortaya belge koysunlar."

"Hagi, 'Ben Avrupa'da çıkışta olan genç futbolcuları, savaşan futbolcuları istiyorum' dedi. Ocak ayında 3-4 tane oyuncu alacağız."






Yönetim ve takım adına iç açıcı şeyler olmayagörsün, biz devam edelim heyecan aramaya. 15 ocakta açılacağına inanalım arenanın. Üstteki fotoğraf aralık 2008'e ait. Ben bilgisayar ve nete ulaşaibldiğim her ortamda explorer'ı ilk açtığımda stadın kameralarından tek tek bakarım nedir durum diye. Önceki günden farklı bir şey görünce de sevinirim işte. Biliyorum birçok kişi böyle. Napalım, beklentisi olan insan heyecanlanır ancak. Neyse, uzun süre nete giremediğim bir dönemden sonra girmişim nete demek ki, çok sevinip bu fotoğrafı "mabed" adıyla kaydetmişim. Hatta epey bir süre de arka plan olarak kalmıştı.



Bugün de bu fotoğrafı yayımlanmış mabedin. Düne göre farklılık hissedemiyorum artık, ufak tefek şeyler kalmış zaten. Ancak 2 yıl önceki fotoğtafa bakınca hissettim bir insanın beklediği bir şey olunca zamanın geçiş hızını...

Onlar bizi bir şeylerle oyalayıp kandırmaya devam etsin, biz de sadece gün sayalım oralarda zıplayıp bağıracağımız zamana kadar.
43...42 diye...

göbek










Üstteki 2 arkadaş La Liga'nın orta üstü fiziğe sahip oyuncularından. Alttaki 2 arkadaş ise bizim lige göre birer yaratık, yani ülkemizin en güçlü oyuncuları belki. Fakat üsttekiler alttakilerden güçsüz mü? Asla. Peki daha mı profesyoneller? Kesinlikle.
"Futbol koşmakla olmaz, zeka da ister" denir ya hep; yetmez. Meslek değildir futbolculuk, hayatını futbola göre planlarsan iyi olabilirsin, yoksa hayatta olamazsın. Olmazsan da ağlayıp sızlanmak ahmaklık olur.

26 Kasım 2010 Cuma

Yanlış Yol



"Hem futbolculuk dönemimde hem de teknik direktörlük dönemimde Ali Sami Yen'de Beşiktaş'la oynadığımız bütün derbileri kazandık."

"...Beşiktaş karşısında Toshack döneminde 2-0 kazandıkları maçta, sağ taraftan attığı serbest vuruş golünü unutamadığını kaydetti."

"Bildiğiniz gibi ben oyuncu olarak sahaya daima hakim olmak istedim."

"...Çünkü geçmişte işler gerçekten çok kötü gitmiş."

"...Galatasaray bu Galatasaray değil, hak ettiği yerde değil."



Bizzat dinlemedim ancak bunlar röportajın yazılı basındaki hali. Hagi'nin de bir teknik direktör olarak, daha doğrusu Galatasaray'da, hele şu zamanda teknik direktörlük yapabilmek için mental olarak farklılaşması gerekiyor sanki. Hep önüne bakıyor gibi görünse de konsantre olması veya takımı konsantre etmesi gereken şeylerin çok uzağında kalıyor.

Şu anki takımdaki 1-2 kişi hariç herhangi birinden senin oyunculuğunda yaptığın şeylere yaklaşmasını bile beklemek çok ütopik be Ciga.

19 Kasım 2010 Cuma

Orlando Magic-Phoenix Suns.. Amway Arena'da Goz Goz sesleri..


Merhabalar,

Yaklasik bir haftadir, bir is seyahati icin Orlando'dayim..Bu is seyahati cikar cikmaz, hemen NBA maclarina baktim ve gordum ki Hedo muz da sansima o tarihlerde Orlando'da..
Hemen bir bilet kaptim tabii :)

Kusura bakmayin, halen Orlando dayim ve bu sihirli dunyadan dolayi, kelimeleri belki de yerine oturtaramadan yaziyorum sizlere..

Hayatimda ilk kez ABD ye geldim,
buraya ayak basar basmaz, tamamen bir film seti ya da yapay bir dunyada hissettim kendimi,
oyle ki Orlando diye bir sehir yok, evet yanlis duymadiniz, yok oyle bir sehir,
heryer eglence parklari, hoteller ya da buyuk alisveris merkezleriyle dolu,
insanlar peki nerde yasiyorlar derseniz, sehir merkezi dedikleri yer, iki uc buyuk gokdelenden ibaret bir yer, orasi da hic ragbet gormeyen bir bolge..

NBA ruyama donecek olursam, dun gece kendimi Amway arena da buldum, etraf bir buyulu dunyaydi sanki, muzikler, rapciler, danscilar herkesle birebir ilgilenmek pesinde, fastfood restaurantlar ve onundeki uzun kuyruklar, maca geldiginzi anlamiyorsunuz bile,
olsa olsa buyuk bir konsere gelmissiniz gibi bir his olusuyor icinizde..

Sonra, yanimdaki arkadasimla, yerimi buluyorum, gorece olarak sahayi tam ortadan goren, cok yukarda olmayan, basketbolcularin yuzlerinin secilebildigi bir mekandayiz,

mac oncesi sovlar, muzikler ve gercekten etkileyici bir milli mars fasli,
ulkemizde, marsimizin, bu tur etkinliklerden kaldirilmasi tartisilmasi suredursun, nba parkelerinin uzerinde amerikan askerleri, bayraklarini tasiyor ve bir sanatci esliginde, tum amerikalilar marslarina eslik ediyor,

hidayetli Phoenix ve orlando, yuksek desibelli anosnlarla sahaya cikiyor ve dikkat ceken bir husus, Phoenixten sadece Hedo nun ismi, ve hatta yuksek sesle anons ediliyor,
onumde maca gelen kadin, Hedo ya sirilsiklam asik , bizi gorunce mutlu oluyor ve surekli hedo nun fotograflarini cekiyor, Hedo orlando da olmasa bile, Orlandolularin Hedo sevgisi cok buyuk..

Orlando, cok rahat bir oyun cikariyor, guzel hareketler, smaclar esliginde, maci farkla kazaniyor,Hedo nun da sadece 2 sayida kaldigini da belirteyim,Mac boyunca bir pizza firmasinin promosyonu da ne yazik ki gerceklesemiyor, eger orlando 110 sayiya ulassaydi, seyircilere bedava pizza siparisi olacakti, ancak Orlando 103 sayida kaldi,

cikista da ustumdeki Goztepe formasini goren, Amerika'da yasayan Turkler hep bir agizdan, Goz Goz Goztepe diye salonu inletiyor, karsilikli Goz Goz cekerek, ruya bir gunu bitiriyoruz..

15 Kasım 2010 Pazartesi

Cellat olmak



Herkes yine meşhur rolüne bürünmüş eline almış baltayı, uçuracak kelle arıyor.

Arayın arayın, bulursunuz belki, sizi bu suçlama ve suçluyu asıp kesme gibi ucuz bir zihniyetten daha rasyonel ve gelişimci, profesyonel düşünmeye götürecek adam(lar)ı daha çok arayacaksınız.

Burda siz öznesi ile kasttetiklerimin içinde; yönetim, taraftar, futbolcu, yazar, blogcular, ben... herkes var.


Nolucak şimdi, yönetim istifa... Tamam yönetim istifa da, yarın Adnan Öztürk gelse haftaya Kayseri maçında galip mi gelicek takım. Gelse nolucak? Sevinecek herkes. İşte Galatasaraylılık duruşu vs. Sonraki hafta Beşiktaş maçı. Bi çelme de orda gelirse artık taraftar istifa...

"Günü kurtarmak" dediğimizde gün ile kısa vadeyi, futbol için birkaç ayı veya belki 1-2 seneyi kastediyoruz. Neymiş? Rijkaard'ı gönderirken günü kurtarmak deyince gerçekten sadece Ankaragücü maçı sonrasındaki o 1-2 günü kurtarmışlar demek ki.

Küçük insanların hareketleri bunlar. Hepimiz bu zihniyetin esiri olmuşuz. Bir bok olmaz bu zihniyetten.

11 Kasım 2010 Perşembe

Bir kupa olsun da..


- Hagi : "Öyle rotasyon motasyon anlamam. Ben 30'umdan sonra 5 yıl haftada 3 maç oynadım. Şimdiki aslar niye oynamasın? Artizliğin lüzumu yok."

- Yine Hagi : "Alın size forvet, buyrun. JPP."

- Allah ne verdiyse vurdu gerçekten. İki ayağıda var şoparın, ama bir de sakin olup kale ağzından abanmasa, plase denen kavramı yok.

- Son kez Hagi (bu sefer gerçek, ağzını okuyabildim.) : "Hadi Ufuk hadi hadi..." topu oyuna sokamayan konsantrasyon ve güven abidesi kalecimiz için...


- Cana oynasın da nerde oynarsa oynasın. Hagi'nin en iyi yaptığı şey, adam kazanmak; Elano, Pino da var.

- Olmadı. Susmadı hiç Hakan... Elano nerde?

- Emre Çolak düzenli oynamalı artık. Kimin yerine? Ben de bulamıyorum işte onu...

- Olsun be Hagi. Bir kupa göster de bize. Hangisini verirsen artık...

9 Kasım 2010 Salı

Anlayana



9.11.1988 Galatasaray 5 - 0 N.Xamax

Avrupa zaferlerinin yıl dönümleriyle hatırlanmak başkadır...

7 Kasım 2010 Pazar

TFF, Goztepe ile ne sorunun var??


TFF anlamisiz bir bicimde, Goztepe nin maclarini haftaici gunduz saatlerinde oynatmaktadir,
haftasonu oynadigimiz maclarda, tribunlerde 10binler olurken,
normal olarak, haftaici mesai saatlerinden dolayi bu kadar seyirci gelememektedir,
ve bu yuzden de , ligdeki diger ekiplerle rekabet ortami da bulunmaktadir,

yuzyilin basinda, insanlar "sanat icin sanat mi, toplum icin sanat mi?" diye tartisirlarmis,

saniyorum ki, Mahmut bey de, futbolun toplum icin oldugunu dusunmemekte..